• The Movie Journal

Yüzüne Yediğin Bir Pasta Gibidir Bazen Çocukluk: Honey Boy

Tutunamayan babaların bir köşeye fırlattıkları çocukları..



Doğduğumuz ev bütün hayatımızı şekillendirebilir. Bir insanı en güzel mahvedebilecek şey de ailesidir. Çocukluk travmaları insanın ruhunda tamiri zor yaralar açar. Shia LaBeouf da başarısız ebeveyn kurbanlarından. Küçük yaşında parçalanmış ailesi ve alkolik babasıyla olan ilişkisinin kendisinde yarattığı hezeyanların sonunda kendisini rehabilitasyon merkezinde bulmuş. Filmin mahvolmuş çocuğu Otis gibi. Otis, çocukluğu boyunca alkolik babasıyla uğraşmış, yalnız ve yıpranmış bir çocuk. Babası onun üzerinde büyük bir baskı kurmakta. Hata yaptığında sarılmak yerine ceza olarak on şınav çektiren babalardan.



Otis bir gece bir araba kazası sonucu kendisini rehabilitasyon merkezinde bulur. Kendisine travmaya bağlı stres bozukluğu teşhisi konulur. Başta iyileşmeye direnerek çocukluktan gelen travmalarını reddetse de zamanla sorununu kabullenerek iyileşmek zorunda olduğunu fark eder. Tedavi sürecinde kendisinden içinden geçen her şeyi üstünde baba yazan bir deftere yazması istenir. Çünkü üstesinden gelebilmek için geçmişi kabullenmek ve affetmek zorundayız. En sonunda defterin bir sayfasını doldurur Shia.



Ve biz Honey Boy'da bir nevi o sayfayı izliyoruz. Aynı zamanda babasının hayatına da daha derinden bakma fırsatı buluyoruz Shia ile birlikte. Babası James de sancılı geçmiş bir çocukluğun kurbanı. Hayatı koca bir dramın üzerine kurulu. Shia bir nevi: "Seni anlıyorum." diyor sonunda. "Sorun değil." "Seni affediyorum." "Senin hakkında bir film yapacağım." diyor ve Honey Boy doğuyor.

Bir de Shy Girl karakteri var. Otisin cehennemindeki sığınağı. Eksik olan anne figürü. Yanında yeniden çocuk olabildiği bir kadın. Sonunda babası Shy Girl'ü Otis'in hayatından uzaklaştırıyor.



Senaryosunu Shia LaBeouf'un üstlendiği filmin yönetmen koltuğunda Alma Har'el oturuyor. İkilinin 2012 yapım Fjögur Píanó isimli bir kısa film/klip'i de mevcut. Honeyboy kendine çeken bir sinematografiye sahip. Günümüz sahnelerinin dinginliği, tok renkleri çocukluk sahnelerinde yerini daha canlı mor/mavi tonlarına ve rüyadaymış hissi veren neon ışıklara bırakıyor. Arka planda kullanılan müzikler ise sahnenin dinamiğiyle müthiş bir uyum içinde. Filmin bu kadar kendine çekebilmesinin en önemli sebeplerinden biri de başarılı müzik listesi. Geçmiş/günümüz sahneleri arasındaki geçişler de sorunsuz.

Otis rolünde son yıllarda Wonder ve A Quiet Place filmleriyle adını duyuran çocuk oyuncu Noah Jupe ve genç yaşına rağmen filmografisine Three Bilboards Outside Ebbing,Missouri ve Manchester by the Sea gibi kaliteli filmler eklemiş başarılı oyuncu Lucas Hedges'i izliyoruz.Lucas Hedges,sinirli,stresli ve aynı zamanda acı çeken,yaralı yetişkin Otis'i canlandırıyor ve karakterin sinirini ve dolmuşluğunu seyirciye geçirmeyi başarıyor.Noah Jupe için ise filmin starı diyebiliriz.Küçücük bir çocuğun bedenindeki yaşlanmış adamı gözleriyle anlatıyor.Babasına olan sevgisini,onun tarafından sevilmemenin yarattığı acıyı ve yalnızlık hissini o kadar iyi oynamış ki gerçekten Shia LeBeauf'un çocukluğunu izliyormuşçasına hüzünlendim.

Filmin baba figürünü ise Shia LaBeouf canlandırıyor.Ona kızarken,hesap sorarken ve onu anlarken olabilecek en iyi şekilde canlandırmış.



Honey Boy başarılı bir film olmakla beraber, başarılı bir otobiyografi. Sanatın insanı iyileştirdiğine kanıt gösterilebilecek nitelikte bir eser. Çocukluğu bir köşeye fırlatılmış herkese tavsiye ederim. Umarım geçmişinizi affedebilirsiniz. İyi seyirler.


Yazar: Cemre Dursun