• Cemre Dursun

İlk aşkın acemiliği: Normal People


Gençlik, ilk aşk, ilk hayaller, ilk düşüşler. En yalın haliyle gençlik. İki civcivin kabuğunu kırıp uçmasını izlemek gibi. Şarkıları, durgun renkleri, can yakan gerçekliğiyle tam bir büyüme hikayesi.

Marienne... Sorunlu bir abi ve sorumsuz bir annenin kurbanı. Okulda zorbalığa uğrayan yalnız bir genç kız. Hırçın. Kavgası kendisiyle. Bulunduğu koşullar onu kendisine değer vermeyen, anlaşması ve anlaşılması zor bir kıza çevirmiş.

Connell ise okulun popüler çocuğu, herkesin gözdesi. Kim olduğunu bilmeyen, kaybolmuş bir çocuk. Annesi, Marienne'in evinde temizlikçi olarak çalıştığı için arada onların evine gidiyor. Yine de aralarında bir arkadaşlık yok. Marienne okulun sevilmeyen kızı çünkü.


Marienne'in Connell'dan hoşlandığını itiraf etmesiyle aralarında bir ilişki başlıyor. Başta cinsellik odaklı olan ilişki gittikçe yerini birbirlerini keşfettikleri, duygusal bir ilişkiye bırakıyor. Marienne, Connell'ı anlıyor ve yolunu bulmasına yardım ediyor. Fakat Connell arkadaşlarının tepkisinden çekindiği için ilişkilerini herkesten saklıyor. Okuldayken Marrienne yokmuş gibi davranıyor. Aralarındaki bağı da bu davranışlarıyla zedeliyor bir nevi.

Zaman geçiyor ve aynı üniversitede yolları tekrar kesişiyor. Sonrasında aralarındaki gel gitli ilişki ile beraber olgunlaşma hikayelerini ve kendi hayatlarını kurmaya çalışırken verdikleri mücadeleyi izliyoruz. Marienne'in kendi isteklerini umursamayıp sadece başkaları için yaşayan, savunmasız ve kırılgan küçük bir kızdan hayatının iplerini eline alan güçlü bir kadına evrilmesini ve Connell'in kendi fikrini bile söyleyemeyen, ne istediğini bilmeyen, düşüncesiz bir çocuktan kim olduğunu keşfedip düşüncelerini çekinmeden dile getirebilen, istediği hayat için çabalayan, düşünceli ve korumacı bir erkek oluşuna yakın gözden şahit oluyoruz. Bazen kızıyoruz karakterlere yaptıkları hatalar yüzünden, çünkü hepimiz yaptık bu hataları. Çünkü Normal People hepimizin büyüme hikayesi. Normal bir hayat isteyen normal gençlerin normal hikayesi.



Karakterlerin yıllar içindeki değişimi o kadar başarılı yansıtılmış ki. Hiçbir şey sırıtmıyor. Her şey olması gerektiği gibi değil belki ama her şey olduğu gibi. Aralarındaki ilişkinin akışına kapılmak gün doğumunu izlemek gibi. Huzurlu. Ama acı veren bir tarafı var. Beraber yürüdükleri yolda düştüklerinde birbirlerini kaldırsalar da çoğu zaman birbirlerine çelmeyi takanlar da onlar oluyor. İlişkilerinin olgunlaşma evresi de karakterlerin büyümesi gibi sancılı geçiyor. Kimi zaman araya giren başka birileri oluyor, kimi zaman da mesafeler giriyor. Ama hiçbir şey aralarındaki bağı koparmaya yetecek kadar güçlü olmuyor. İlk aşk böyle bir şey sanırım. Birbirini yaralamak, birbirini iyileştirmek. Çocuk tarafına dokunmak. Büyütmek. Bütün duyguları acemi yaşamak.

BBC ve Hulu ortak yapımı olan dizi, Sally Rooney'in aynı isimli romanından uyarlama. Toplam 12 bölüm ve her bölümü yaklaşık olarak 30 dakika. Dizinin ilk altı bölümünü Room filminden de tanıdığımız Lenny Abrahamson, son altı bölümünü ise daha önce Doctor Who'nun da dört bölümünü yönetmiş olan Hettie MacDonald yönetiyor. Başrollerde Daisy Edgar-Jones ve Paul Mescal'ı izliyoruz. İkisinin de ilk büyük işi ve karakterlerini başarılı bir şekilde canlandırıyorlar. Karakterlerin yalnızlıklarını ve çırpınmalarını en duru haliyle ekrana yansıtıyorlar.


Dizinin bu kadar içten olmasının bir diğer sebebi de kesinlikle müzik listesi. Çalan şarkılar sahne dinamiğiyle o kadar uyumlu ki, seyirciyi rahatlıkla içine çekiyor.


Bir gece kafam dağılsın diye açtığım dizinin bu kadar içime dokunacağını tahmin bile edemezdim. Bu kavga sizin de kavganız. Yaptığınız ve belki yapamadığınıza hayıflandığınız bütün hatalar, yaşadığınız ve yaşayamadığınız bütün duyguları hissedeceksiniz. Marienne ve Connell'in hüznü bütün odanıza yayılacak. Diziyi bitirdikten sonra bir süre duygularımı toparlamaya ve ne hissettiğimi anlamaya çalıştım. O sırada Cemal Süreya'nın bir şiirinin sevdiğim bir kısmı geçti aklımın bir köşesinden. Normal People'ı bu şekilde özetlemeyi doğru buldum. "Güzel anılar gibi hüzünlü, Hüzünlü şarkılar gibi güzel."


İyi seyirler dilerim.


Eğer dizide çalan şarkıları dinlemek isterseniz, şarkılara ve Normal People'ın dünyasına buradan ulaşabilirsiniz: