• Cemre Dursun

Dünya Tek, Biz İkimiz: Never Rarely Sometimes Always



Autumn 17 yaşında bir kızdır. Öğrencidir. Aynı zamanda kuzeni Skylar ile birlikte bir markette çalışmaktadır. Hamile olduğunu öğrenmesiyle film başlar. İlk evrede Autumn'un bu istenmeyen hamileliği kabullenme sürecini izliyoruz. Eline aldığı bir iğne ve birkaç küp buz eşliğinde burnunu deliyor bütün soğukkanlılığıyla. Hala gencim diyor bu hareketle Autumn kendisine. Hamileliğine meydan okuyor. Yaşıtları gibi hissetmek istiyor. Biraz da acının yönünü değiştiriyor. Yetmeyince aynanın karşısına geçip karnını yumrukluyor. Yeterince yumruklarsa bebek karnında olmayı bırakırmış gibi karnını mosmor yapana kadar yumrukluyor. Bulantıları başladığı zaman ikinci evreye geçiyor. Kabullenme evresi. Bu evrede aynı markette çalıştığı kuzeni Skylar ona yardımcı oluyor. Marketin kasasından aşırdıkları paralarla yola düşüyorlar. Ve üçüncü evreye geliyor sıra. Kurtulma evresi. Kliniğe girerken kapıda kürtaj karşıtı protestocular sloganlar atıyor. Kızlar biraz korkuyla içeri giriyorlar.



Bu evreye kadar Autumn'ın hayatı hakkında sınırlı bilgiye sahipken klinikteki doktorun sorularıyla Autumn'u ve yaşadıklarını daha iyi anlıyoruz. Üvey babasıyla anlaşamadığını ve bu yüzden huzurlu bir ev ortamı olmadığını biliyorduk. Doktorun sorduğu kişisel sorulara Autumn'un verdiği ve veremediği cevaplarla erkeklerle yaşadığı ilişkiler ve gördüğü zorbalıklar hakkında daha çok bilgi sahibi oluyoruz. Kürtaj iki aşamadan oluşuyor. İlk aşamada Autumn'un yanında doktoru oluyor. Biraz da anne figürü yerine koyarak ihtiyacı olan desteği doktordan alıyor Autumn. İlk defa kimsenin sormadığı soruları soruyor doktor ona. Babanın kim olduğuyla ilgilenmiyor. Önemli olan Autumn ve mücadelesi. Elini sımsıkı tutuyor doktorun. Annesine de anlatmak istiyor Autumn içinde bulunduğu durumu ama belki hiç öyle bir yakınlıkları olmadığından belki de Autumn'un hayatında olup bitene gereken ilgiyi göstermediği için kapatıyor telefonu. İkinci aşamada uyutuyorlar Autumn'u. Gözlerini açtığı zaman her şey bitiyor. Autumn tepkisiz duruyor. Travmalarıyla sessizlik ve tepkisizlik ile baş ediyor. Bunların hiç yaşanmadığına ikna ediyor kendisini.


Film sadece genç bir kızın gözünden kürtaj eylemini göstermekle kalmıyor aynı zamanda toplum içinde kadına ve kadın bedeninin özgürlüğüne yapılan saldırılara değiniyor. Filmin başında Autumn'u sahnede şarkı söylerken izliyoruz. Ondan önce şarkı söyleyen erkekler hiçbir sorun yaşamazken, Autumn sahnedeyken seyircilerden biri "Sürtük." diye bağırıyor. Kalabalıktan tepki gösteren olmuyor. Autumn'a ilk gittiği klinikte kürtajın bir cinayet olduğuyla ilgili baskıcı bir video izletiliyor. New York'ta gittikleri ikinci kliniğin kapısının önünde,kürtaj karşıtı öfkeli bir kalabalıkla karşılaşıyorlar. Skylar çalıştığı markette müşterilerden birisinin sözlü tacizine uğruyor. Otobüste tanıştıkları Jasper, iki kızı yalnız başına seyahat ederken görünce onlara yanaşıyor. Onunla gelmeleri ve içki içmeleri için rahatsız edici ısrarlarda bulunuyor. Skylar ondan borç para istemek zorunda kaldığında ise yardıma ihtiyaçlarının olmasını kendine fırsat bilip bu durumdan faydalanıyor. Autumn elini tutuyor bu sırada Skylar'ın. Başımıza ne gelirse gelsin birbirimizin yanındayız dercesine tutuyorlar birbirlerinin ellerini. Filmin en sağlam sahnesi ise şüphesiz "Never, Rarely, Sometimes, Always." sahnesi. Bu sahneye kadar şahit olduğumuz psikolojik şiddet ve sözlü taciz sahnelerine bir nevi noktayı koyuyor yönetmen bu sahne ile.


70. Berlin Film Festivalinde Büyük Jüri Ödülü'nün sahibi olan filmin yönetmenliğini ve senaristliğini en son "Beach Rats" ile karşımıza çıkan Eliza Hittman üstleniyor. Autumn rolünde Sidney Flanigan'ı ve Skylar rolünde Talia Ryder'ı izliyoruz. İki oyuncunun da ilk işleri olmasına rağmen rollerinin altından başarıyla kalkıyorlar. Özellikle Autumn'un karnındaki, vücudundan bağımsız, kurtulması gereken fazlalık hissini Sidney Flanigan çok iyi yansıtıyor. Bu hissi en son "Girl" filminde bu kadar içten yaşamıştım. (Bilmeyenler için: erkek bedeninde doğan bir kızın istediği bedene ve balerinlik hayaline ulaşma mücadelesini anlatan başarılı bir film.)



Şehirler değişiyor, insanlar değişiyor ama yaşananlar değişmiyor. Etrafta her zaman Jasper gibi kötü niyetli insanlar ve ilk klinikteki doktor gibi başkasının bedeni hakkında söz sahibi olma haddini kendinde bulan insanlar oluyor, olacak. Fakat New York'taki doktor gibi sesini duymaya çalışacak, Skylar gibi hiç tereddüt etmeden elinden tutup ilk otobüse atlayan insanlar da olacak. Kötülük bulunduğumuz odalarda değil odaların içinde yaşayanlarda. "Never Rarely Sometimes Always" ile iki yakın arkadaşın dünyayla olan savaşına tanık olmanızı tavsiye ederim. İyi seyirler.